28 Temmuz 2008 Pazartesi

nurcan korkmaz

2008 yılının yaz okuluda artık bitmek üzere sapancadan ayrılırken hem sevinc hemde hüzün var küçük yüreğimde arkamda bıraktıklarımın özlemi şimdiden beni düşündürmekte zaman artık çok hızlı bi şekilde geçmekte umuyorumki bu ayrılıklar uzun gelmez yüreğime herşeyi herkesi bıraktığım yerde bıraktıgım şekilde bulurum.görüşürüz sapanca görüşürüz insanlar görüşürüz sevdiğim

22 Haziran 2008 Pazar

Nurcan Korkmaz

Sitemi Ziyaret Ettiğiniz için teşekkür ederim

25 Mart 2008 Salı

sevgilime mektup 20

Buruk Bir Hayalim

Gecenin karanlığa en müsait, karanlığın sabahın ışıklarına en akraba
saatlerindeydi..genç kadın kalabalıklardaki yalnızlığınd a öylesine mutsuz
ve öylesine ağır bir kederdeki, kendi iç dünyasıdnaki minik deniz kızına
sarılmış ve onu çeken okyanus kıyısında gezinmeye çıkmıştı..bir elinde
yalnızlığı, dier elinde yudum yudum içtiği şampanyasıyla, geceyi paramparca
eden bembeyaz elbisesinin uzun eteklerinin altında minik minik çıplak
ayakları ıslak kumlarla sevişircesine nereye gittiğini bilmezbir rotasız
gemi misali ilerlerken, yüreğinden taşan göz yaşları genç kadının
yanaklarından süzülüyordu usulcana...yukarıda dolun ay, yıldızlar, köpük
köpük dalgaların türküleri kulağında, ve o türküye vokal tutan ruzgarın
sesine karışan, cır cır böceklerinin nağmeleri...

ıslak gözlerini ay ve deniz köpüklerinin sihri yakamozlardan alamıyordu ve o kumsalın onu nereye götürdüğünüde pek umursamıyordu hani...yalnızdı yapayalnız...içindeki deniz kızı, dolun ay, yakamozlar, dalgalar ve cır cır böcekleriyle adam gibi
yalnızlığın tadındaydı..inceden sicim gibi yağan yağmurda silik geçmişini
yıkıyordu sanki üşümeye başladığını hissediyordu genç kadın ve ağaçların fısıl fısıl
dedikodulaşmalarını duyuyordu ıssız yüreğinde...

işte o kumsalın sonlarına yaklaşmışken üşüyen yüreğiyle bir anda bır ışık, hıckırık, frak etti ve usulcana sese kumsal ateşine yöneldi...köhne bir kayığa sırtını dayamış
beyaz gömlekli gen bir balıkçının ardından yaklaştı gençkadın..önce o
atlantis yürekli şiirlerle dans edip türküler okuyan adamın kumsal ateşinde
yüreğini ısıtıp şampanyasından bir yudum daha içti...ve genç adamın içinde
binlerce kıpırtı, adrenalin çarpıntısıyla, aynı dolun aya, aynı dalgalara,
aynı yıldızlara ve yakamozlara yalnızlığın ona verdiği cesaretle ağlıyor
şiirlerini türkülerini paylaşıyordu davetsiz misafirden habersiz...belkid
eparasızlığındandı adamın ucuz bir kırmızı şarap içmesi...ve gen ç adam
engin okyanusun yetkin ufkuna doğru fısıldaması...

NEREDESİN NEREDESİN BE DENİZ KIZI....
adam yanındaki iki kadehin boş olanına biraz daha şarap
doldurup yeni bir yudum alırken gözlerini dolu dier kadehe dikmiş içinde
yüzen deniz kızını düşlemişti...ateşin başında yeterince ısınan genç kadınsa
onun şiirleri türküleriyle duygularının doruklarına çıkmışlının verdiği
heyecanla salt teşekkür etmek adına şampanya şişesini adamın sağ omzundan
usulcana ona uzattığında, aniden irkilen genç adam ardına döndüğünde
ikisininde tek bir kelimeye cesaretleri kalmamışken gözlerinin mıh gibi bir
birine kilitlenmeisnden rahartsızlık duymayıp sadece birinin dieirnden
gözünü çekeceğinden duydukları endişenin yersiz olduğunu anlamaları hiçte
uzun sürmemişti...genç adam şampanya şişesini eline aldığında, yanındaki hep
dolu bekleyen kırmızı şarab kadehini ikram etti davetsiz misafirne...ve
kadın kayığın yanına adamın yüreğinin köşesine oturdu onunla..şiirlerle dans
eden adam en yasakladığı şiirlerine başladı göz yaşlarıyla, yanağından
süzülenler genç kadının kadehine damlıyordu aslında, ilk kez yalnız
olnmadığının kadında artık farkında, onun göz yaşlarıda adamın kadehinde
aslında...işte güneş okyanuusun en son çizgisinde yepyeni bir hayatın
başlangıcında merhaba diyordu onlara...adam ayağa kalktı kayığını denize
sürdü şimdi bir eliyle kayığını tutuyordu dier elini kadına uzattı...ardına
dönüp şehrin ışıklarına son bir kez bile bakmadı kadın...deniz kızı
atlantiseden gelen adamın gözleirnden müjganlarını tek bir an ayırmadı,
teredütsüz onun elini tutup nereye gittiğini bile sormadı...ve hala hiç
birinin dudağından tek bir kelime bile akmadı...uzun bir yolculuğun ardından
kimselerin bilmediği adamın gizli cennet dediği ıssız bir adaya
çıktılar...önce bir ev yaptılar..toprağı kazdılar ektiler...varsın tejnoloji
olmasın, varsın elektirik, su da olmasın faturaların olmayacağı
gibi...okulda yoktu doğacak çocuklarına öğretmen zaten onlardı..komşular
rahatsız olur endişesi duymadan çığlık çığlığa türküleri vardı...akşam
oldumu balık avlanmış toprak ekilmiş temizlik yapılmış bir hamakta koyun
koyuna grii gökyüzünde hafif hafif yarın doğmk için batan portakal rengi
güneşi aynı okyanus ufkunun çizgisinde izliyor bir birlerine türkülerle
şiirlerle konuşuyorlardı...beraber yaşlanabilecekleri uzun bir zmaanı
tüketmişler çocukları serpilip büyümüşler ve iki ihtiyarın sahilde el ele
gezmelerini gülen gözlerle izlemelerinde dünya gözünün dışında kadının
baktığı pencereden o buruşmuş kırışmış derisi yüz hatları olan adam hala ilk
gördüğü andaki genç balıkçıydı ve aynı şey o atlantisden gelen içinde
geçerliydi zamanın ilk bakıştıkları anda onlar için donduğunu salt ikisi
biliyor yaşıyordu...artık ihtiyar bedenleri yitirmek üzereydi
direncini...kadın usulcana bedenini terk edip kalbine girdi eşinin...o
devasa aşkın ağırlığı iki kat daha artınca ihtiyar adamın dizleride buna
fazla dayanamadı önce dizleri üstüne çöktü usulcana eğildi büküldü küçüldü
bir nokta kadar ufalıp sonrada pıt diye yok oldu elinden tuttuğu aşkıyla
sonsuzluğa...o muhteşem aşkı kimsenin bilmesine ihtiyaçları yoktu..iki
sonzuz aşk enerjisi el ele dier boyuttada zamanı donduracak kadar
güçlüydü...ruh eşler birbirini öyle yada böyle bulmuş kalpler
tamamlanmıştı...kimbilir daha kimler bu aşkı yaşıcaktı?

sevgilime mektup 19

Sevmiştim
Hem'de çok sevmiştim seni
Atan kalpimin seslerinde
Çektiğim nefesimin sıcaklığında
Sana baktığım gözlerimin ışıltısında, sevmiştim
Canım,birtanem vazgeçilmezimsin demiştim
Küstüğümüzde
Hiç olmadık nedenlerden,birbirimize kırıldığımızda
Gözlerimden akan, sana olan sonsuz sevgimle
Çektiğim nefes'te
Duyduğum sesler'de
Yine'de sen benim tek sevdigimsin demiştim..

Bu kadar büyük sevgimi olur
Dağlar bile dayanamazdı,ağladı
Öten bülbüller,her sabah senin adını şakır'dı
Sen'de dem tutmuş sevgime
Ne oldu neler oldu'da
Sevgim sen'de kırıldı,tüm hayatım mahvoldu
Acılarmı artık benim hayatımı sardı
Bir türlü kendimi sen'de tamir edemiyorum
Düşündükçe gönlümde kahrolup,gidiyorum
Acıları ise
Sana olan sevgimde tanıdıkça
Nefretle,nifakla buluşturdun,tanıştırdın beni..

Güzelsin,sen tek'sin dediysem
Şımarman,kendini bir şey sanman'mı gerekiyordu
Uydun yaptın beni
Utanmadan yıllarca kendine
Döndükçe etrafında
Zevk aldın,dağıttın kendini, şuursuz hareketlerinde
Ve sonunda öfke kusturdun, bana
Şaşkın şaşkın sana bakan gözlerimde..

Sen....bana göre değilsin
Açmamış güllerde koksan'da
Bir çiğ olup yüreğime damlasan'da
Sen....bana göre değilsin
Gönlümde yıllarca sakladığım resmini
Defalarca his ve duygularımda sevdim,okşadım
İstemiyerek seni yırttım,parçaladım,kırıştırdım attım
Yine'de dayanamadım
Çünkü seni çok ama çok seviyordum
Sevgimde bir hamur gibi seni yogurdum
Sonra tekrar birer birer kendime ekledim
Ve seni gönlüme yapıştırıp
Gerçek fotoğrafını çektim
Ama ne yazık'ki
Senin.... bana yalan olan sevgini gördüm
İş'te o an
Düşüncelerimi avuçlarıma aldım
Ağladım,tüm bedenimden
Bir kor ateş gibi yaktı,kavurdu gönlümü, yalan olan sevgim..

Sen bana göre değilsin
Bundan kesin olarak eminim artık
Keşke sana inanabilseydim,güvenebilseydim
Sevginin ne olduğunu sana öğretebilseydim
Bu kelimeleri sana asla yazmamış olsaydım
Hep güzelim,birtanem diyebilseydim
Ne olurdu ne olurdu
Artık sen benim bir tanemsin diyemediğim..

Kendini zorlamana
Ben'den saklamana gerek yok artık
Küçüldükçe küçüldü sevgin önümde
Kum taneleri gibi yok olup gidiyorsun gönlümden
Sen....yalanları,dolanları seviyorsun
Onlarla mutlu olup,kendini buluyorsun
Söyle ne olur söyle, çekinme
Sen....beni nasıl sevebilirsinki
Yalanlar,dolanlar dolaştıkça gönlünde..

Kelimelere sözlere hiç gerek yok artık
Sen.....bana göre değilsin
Bana yalan sevginin ne olduğunu öğrettin
İnan.....kendim'den değil
Sen'den....senin yalan sevginden utandım
Ve sana ait olan sevgi pedalını çevirirken
Dişlileri arasında
Senin ezilerek yok oluşunu,üzülerek seyrediyorum..

Gözlerim senin gerçek kimliğinle tanıştı
Duygularım parçalandı
Hislerim ise senin görüntünden yara aldı
Biliyormusun..?
Sen...bana sevgi yerine, artık nefreti öğretiyorsun
Sen,sen....sen bana göre değilsin
Yıldız'sız yökyüzünün, karanlıklarda kalması gibi
Güneş'siz toprakların,ağlaması gibi
Bir yudum su'ya muhtaç
Çöl görüntüsüne bürünmüş
Sen'de saramış ben'liğinle
Hislerin virğül
Duyguların nokta
Arzuların ise
Bir yelkovana binmiş akrep gibi
Daralan çemberinde,seni sıktıkça
Bu defa
Sen......... kendini zehirleyip
Yalanlar,dolanlar adına bu dünyadan gideceksin..

sevgilime mektup 18

Dalıp gittim yine senli düşüncelere
nerdesin ve ne yapmaktasın diye
Uzak kaldık öyle uzakki birbirimize
Yollarda karşılaşma ümidimiz bile yok....

Kış vurdu mu acaba o deniz memleketine
Üşüyor mu burnun,ağzın,yanakların
ama düşünüyorumda al al olmak ne de güzel yakışırdı yüzüne
iyi giyin dikkat et sağlığına
bir zarar gelecek olursa sana
dayanamam,parçalanır yüreğim

..sevgimi verdim,almadın
başka kollardı aradığın
yine de kızıp,küsmem sana
aynı yerde ,aynı büyük sevgiyle
kalbimle ben bekleriz seni,umudumuz hiç tükenmemekte
....Bu ölmüş duvarlarla çevrili odada
yalnızlığımla oturmuş işte böyle düşünürüm seni
merak etme yolunda herşey buralarda
bir sana,bir sessizliğine dayanmak zor gelir..
Ve sevdiğim,
Unut demiştin,kulaklarımda çınlıyor hala sesin
Ama unutamam seni ben hiçbir zaman bilmeni isterim

sevgilime mektup 17

Sen ağlama yine
güzel gözlüm
kıyamam sana
yine yüzüne güneş vursun hep
asla gölge düşmesin sacının birteline
bütün bunlar sıradan şeyler
sende özel sende güzel
yoksa neye yanar bu yürek kor kor..
her ne kadar bir yanım çocuk kalmışsa
seni düşünüp ağlayaçak kadar
diğer bir yanımda bir o kadar büğüdü
acılarla yoğrula yoğrula
senin uğruna olsa bile
koruyabilmekte beni...
yoksa ben nasıl var olurum
sende biliyorsunki
sabah güneş herkes için doğar ve yine herkes için batar
ama ona ançak bilenler başka bakar...
doğarkende batarkende
ve herkes için birde üztündeki şebnem için konmuştur çiy
ama ona sadece aşık olanlar bakarken ağlar

sevgilime mektup 16

Umudumu yitireli hayli zaman geçti yeniden sevebilmek zor

Umudumu yitireli hayli zaman geçti yeniden sevebilmek zor
ellerimin arasından kayıp giden sen..
yeniden doğarmısın karanlık sabahlarıma,

aşk..seni tarif edebilmek imkansız mükemmelsin,mekemmelliğin ayrıntılarında gizli..
bir elin mutluluk veriyor,diğer elinse acıyı ve mutluluğu almadan acıyı almak o kadar zor ki..?

kelimelerimi dizdin boğazıma dar ağacında asılı kaldım..kalbime bir kuşunda ben sıkıyım dedim olmadı yapamadım,yapamazdım
EYY...KALBİMİ SARAN MUAMMA BENDE BİR KUŞUNLUK CAN VAR AMMA VURULURSUN DİYE AKLIM ÇIKIYOR

işte tek nedeni bu..!
sen..yeşil cennettim aşk senin ezip geçeceğin kum taneleri değil..
üstüme bastığın yeter,ezip geçtiğin yeter
her an kaybederim korkusuyla hayatımı zindana çevirdiğin yeter..
istediğin bir değil bin çiçekse
istediğin başka bir ten,başka bir bedense..
istediğin ben değilsem eğer
peki..
azat kuşunu yüreğine bıraktım
geçmişi gömeriz en dipsiz kuyulara,sevda şarkılarını yok ederiz..
bir sen birde ben vardık evvel zaman içinde...
masallara devrediriz yitik sevdamızı
bir varmış bir yokmuş oluruz
unutursun...
unutulursun belki...
şimdi. bırakıyorum seni..
gözyaşlarım işkencelerde,kelimeler kifayetsiz
umutlar yitirilmiş..
ne yeni doğacak gün için can kalmış bedende
nede geçmişi unutacak kadar kalpsiz bir yürek

hadi..al git ne varsa
topla yüreğimin kırıklarının
hadi.. bir tekmede sen at savur çamuruma
hadi..hiç yaşanmamış say beni..
hadi..git ne olur göm diri diri beni..